Masal...

 

 ...günler sanki alıştıkları düzene geri dönmüşlerdi ve begüm güneşle yarışıyordu; öyle ya hayat sürprizlerle doluydu, beklemek lazımdı zamanı . Eski dosttu nasılsa ve yarı yolda bırakıp gitmek olmazdı. Geçenlerde ilk defa yeni birileriyle tanışmıştı günlerin izne çıktığı birgün ve sanki onlardan biri adeta mitolojiden çıkıp gelmişti. Aşk mı öfke mi doğuyordu bilinmez ama birilerinin bundan etkilendiği aşikardı. Ne de olsa begüm aşka da öfkeye de aşık biriydi ve rüzgara savrulurcasına bir o yana bir bu yana yalpalanıyordu. Aşkı da öfkeyi de birbirinden ayırmak zordu zor olmasına ama kalbini kendinden uzak tutmak belki de en çetin olanıydı çünkü kalbe boyun eğdirmek ruhu alıp gitmektir, kapatmaktır tüm kapılarını Tanrı misafirlerine. Ya aniden kapısını çalsalardı ne yapardı, ses de çıkaramazdı çünkü sesi yetmezdi git demeye. Bundan olsa gerek artık konuşmaz oldu begüm, aşkı öfkesine katıp içti. İşte o gün bugün aşk denilen bu haylaz ruh nerde öfkenin kokusunu alsa, yan gözle bakıp adeta davet eder yerleştiği yüreği ve öfke ilk önce dostu gibi göründüğü aşkın tahtını alır elinden, sonra etrafındakileri ikna eder refah içinde yaşayacaklarına. Oysa içten içe başlar yıkımlarına, vaatlerini düzenbazlığa çevirir ve kör eder kahramanların gözlerini.Masal  da burada biter...

  

Begüm

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !