Mektubunuz Var...

 

Hep ben mi geleceği bekleyeceğim...nedenmiş ...bu sefer de o beklesin mektubumu. Kendilerini hafifçe eleştirdim ama insanın sevdiğine geçermiş nazı ya o hesap benimki. Elimde kalem yazdıkça yazdım ve işte sonuçlar...

 

Gece, melek ve bizim çocuklar
Kahramanlar
Kır kahvesi
Hayal diyarı

Bu dört başlık şu anda yazmakta olduğum yazının satır arası güçleri. Yazmak güçlendiriyor yazmak seni sana seni bana anlatıyor. Yazacaklarımı sen oku istedim, hani bazen söylenecek çok şeyin olur ama yıllanmış şarap tadındaki dostlarına bile anlatmak zor gelir ya, hani tarafsız bir bölge olur ve keşfedilemez bir türlü ama seversin o bölgeyi ve kaçarsın zaman zaman işte sanırım kaçıp geldim bölgeme. Bu akşam çizginin bu tarafına geçip karşıdan gördüklerimi yazmak istiyorum.

Kahramanız hepimiz, sıradışı yeteneklerimiz yok belki ama kimbilir henüz keşfedilmemiş neler var içimizde. Hayat kurtarıyor ya da olanı mahvediyoruz. Hepimiz birbirimize bağlıyız, kan bağı , göbekbağı değil belki ama bağ işte...ister ayakbağı de ister üzüm bağı ama bağlıyor ya sanırım bu da yetiyor. Bazen olan bitene anlam veremiyoruz oysa her şey kendi zamanında yerine oturuyor. Gelecekte anlayabileceğimiz bir olay bugün şekilleniyor yani aslında gelecek de bugünde saklı. Özetle hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için...

Şu anda yazarken kır kahvesine oturmuş da çayımı yudumluyor gibiyim. Sanki gözlerimi kapasam arkamda bahar dekoru ve yüzümde meltem olacakmış gibi geliyor. Hayatı bir kez daha masaya yatırdık ya keyif verdi sanırım:) Yaşam da hep kır kahvesi tadında olsa, dumanı tütse anıların ve tekrar tekrar yaşasak. İdeal dünya nasıl olmalıydı acaba?

Hayaller, hayaller, hayaller...Parmak izi gibi. Aynı şeyleri dilesek bile aynısı olmuyor. "İnsanın değeri aradığı şeydedir" der ya Mevlana, bu hayatta neler arıyor umuyoruz. Neler içimizi acıtıyor?Sağlık ve huzur mutlaka var ama bir şey olmalı bizi duraksatan, içimizde yer eden. Defalaraca yendik, yenildik. Tam teşekküllü savaşçılar olduk. Kulplar bulduk, kulbumuza dar geldik. Şairin dediği gibi sevgileri yarınlara bıraktık, kimi zaman acele edip bugünlere taşıdık. Biz yüreğe sevgi koyduk ama insanlara getiremedik, orta yol bulamadık. Üzdük, üzüldük; sevdik, sevdiğimizi sandık, sevildik. Güçsüz kaldık ve inanmadık kurduğumuz hayallere. Oyuncak gibi kırdık hislerimizi. Yeni oyuncaklar istedik oysa eskisi kırık dökükken bilemedik oyunun tadı olmayacağını. Öyle ya da böyle oynadık. Bizce adildik belki, yine de içimizdeki dalgalara kapıldık çoğu zaman. Ne kadar su yuttuk bilinmez ama yine aynı deniz bizi kıyıya bırakan. Bir şekilde yüzmeyi öğrenmiş olmalıyız...

Bu dünyanın çocukları haylaz da olsa hala dünyayı ittirebilecek güce sahipler. Güzel bir şeyler olmalı bizi bağlayan bu dünyaya, kan bağı değil belki ama yürekten gelen. İşte adı her neyse...

 

Çalakalem...

 

gecenin şapkasından

güneş çıkarır insanlar

ilüzyon bozulur gün aydınlanınca

göz açıp kapayıncaya kadar

kaybolur anılar

 

dehlizde bir çark

dişlisinde ömürler

bir ömür karşılığı bir ömür versek de

yetmiyor nefesler geleceği saklı tutmaya

 

her siyahta beyaz bir karanfil

suya düşse mürekkep olur

beyaz sayfada güneş tutulur

kara kalem beyaz bir gül omzunda

koklasak dilimizde karanlık laflar

acı kahve misali

gülün kokusu tesellisi sözlerinin

 

hayaller hayaller hayaller...

sonsuz vaadlerle uzatmalı ümitler

zararlı satışlarda zararlı alıcılarız

umut tacirleri umut zincirleri

kaç umut tükettik bir halka olabilmek için

 

düşünce düşünceyi götürür

satamadan getirir

fikir adamıyız ya hepimiz

fikreder,zikreder dururuz

 

dehlizde bir çark

dişlisinde umutlar

bir umut karşılığı bin olasılık

olası sonuçlara olası yanıtlar verdik

 

her siyahta bir beyaz saklı

beyazın aklı siyahta kaldı

 

her siyah gölgesi beyazın

her beyaz avcısı karanlığın

 

                                       Begüm

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !